Gezgin Meyhaneciler

Eski İstanbul’da önceleri “piyade meyhaneci”, sonraları da “ayaklı meyhane” denen bir kaçak esnaf sınıfı vardı. Geneli Ermeni olan ayaklı meyhaneler bellerine gayet uzun bir koyun bağırsağı dolar ve bunun içine de rakı doldururlardı. Omuzlarına astıkları bir peşkir veya peştamal parçası da ayaklı meyhane olduklarının aslında herkes tarafından bilinen, sözde nişanesiydi. Üzerlerine giydikleri uzun cübbenin iç ceplerinde bir ya da iki tane kadeh taşırlar, isteyenlerin meze yapması içinde diğer ceplerinde elma, erik, leblebi vs. ufak tefek yiyecek bulundururlardı. Genellikle Bahçekapı ve Yemiş İskeleleri civarında dolaşan ayaklı meyhaneler müdavimleri olan müşterileri gördüler mi hemen bir köşeye sinerler ve bellerindeki koyun bağırsağının ucundaki musluğu açarak gelen müşteriye genelde ısınmış olup, kötü kokmaya başlayan rakıdan verirlerdi. Müşteri de o sırada
yanda bulunan manavdan ufak bir meyveyi ağzına atarak meze yapar veya iyice ayyaş olanları sadece elinin tersiyle ağzını silip giderdi ki, buna da “yumruk mezesi” adı verilirdi.

Yorum Gönder

yorumlar

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir