Sultan Süleyman’ın Şehzadeleri

Yavuz Sultan Selim (1470-1520) ve Ayşe Hafsa Sultan’dan (1479-1534) doğma I. Süleyman veya Kanuni Sultan Süleyman (1495-1566), Batılıların tabiriyle “Muhteşem Süleyman” olarak ta anılmaktaydı. 10. Osmanlı padişahı olan Kanuni Sultan Süleyman, 46 yıl süren hanedanlığı süresince babası Yavuz Sultan Selim’den devraldığı 6,5 milyon kilometrekarelik Osmanlı toprağını 14 milyon 8 yüz bin kilometrekareye ulaştırmış, kazandığı başarılı zaferlerle Osmanlı Hanedanlığına altın yıllarını yaşatmıştır. Onun döneminde siyasi ve askeri tüm gücü elinde bulunduran Osmanlı İmparatorluğu, deniz ve kara savaşlarının neredeyse tümünü kazanmıştır. Saltanatı süresinde yakın arkadaşı ve iyi bir asker olan ve kardeşi Hatice Sultan ile evlendirdiği Pargalı Damat İbrahim Paşa’yı (1493-1536) 1523-1536 yılları arasında sadrazamlık makamına yükseltmiştir. İbrahim Paşa’da onun yönetimi altında devletin ikinci büyüğü konumuna gelmiş ve bir çok askeri ve siyasi başarılara imza atmıştır. Saltanatı döneminde Kanuni Sultan Süleyman’a şehzade ve sultan hanımlar doğuran zevcelerini ve doğurdukları çocukların özellikle şehzadelerin akıbetlerini incelediğimizde ilginç hadiselerle karşılaşılmaktadır. Ancak aşağıda zevceleri ve şehzadeleri ile ilgi verilen bilgilerin o dönemi kaleme alan eski Osmanlı tarihçilerinden aynen aktarıldığının altını çizmek istiyorum. Yani kimi bilgiler kesinken yanına soru işareti eklediğim bilgiler o dönemde kaleme alınan ve günümüzde birer rivayet olarak varlığını sürdüren iddialardır.

Şehzade Emirhan (1512-?)


Sultan Süleyman’ın ilk oğlu olduğu düşünülen şehzade Emirhan’ın yaşadığı konusunda bile bir takım rivayetler ve söylentiler vardır. Tarihçilerin ifadelerine göre annesi olduğu düşünülen Fulhane Hatun (bazı kaynaklarda Ful Dane) (?) bazı kaynaklara göre ise ismi bilinmeyen başka bir cariyeden olduğu ifade edilen şehzade Emirhan’ın ölümü ile ilgili de herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. 1512’de doğduğu belirtilmektedir.

Şehzade Mahmud (1512-1521)


Tarihi kayıtlara göre bir Arap hatunu olduğu ve Sultan Süleyman, tahta çıkmadan önce Manisa Valiliği yaptığı 1512-1520 tarihlerinde kendisi ile münasebet kurduğu bilinen Fulhane Hatun (?), Sultan Süleyman’a 1512’de bir şehzade doğurmuştur. Sultanlık mertebesine erişen Fulhane Hatun’un doğurduğu şehzadenin yani ileride Osmanlı tahtının muhtemel varisinin ismi Mahmud idi. Talihsiz şehzade Mahmud, 8 yaşlarındayken yakalandığı bir hastalık sonucunda 1521’de henüz hayata başlayamadan ölmüştür. Sultan Süleyman’ın ilk şehzadesi Mahmud idi. Rivayete göre Sultan Süleyman, bu küçük şehzadesinin ölümüne o kadar çok üzülmüştür ki kendisini gözyaşı dökmekten alıkoyamamıştır. 

 

Şehzade Mustafa (1515-1553)

Sultan Süleyman’ın gözde zevcelerinden biri olan Mahidevran Gülbahar Sultan (?-1580), padişaha 1515 tarihinde bir erkek çocuk doğurarak önceden Fulhane Sultan’ın erişmiş olduğu gibi haseki unvanına da erişmiştir. Doğurduğu çocuğun adı Şehzade Mustafa’dır. Saray içinde çok iyi bir eğitimle büyütülmüş ve Sultan Süleyman’dan sonra tahta geçmesine kesin gözle bakılmıştır. Halk nezdinde de çok sevilip sayılan şehzade Mustafa, babasının gözde şehzadelerinden biriydi. Şehzade Mustafa, yetişkin bir genç olduğunda babası tarafından Amasya’ya tayin edilmiştir. 1553 yılı sonlarında Sultan Süleyman iyice yaşlandığı için İran’a yapılacak bir seferde ordunun başına geçmek istemediğinden dolayı görevi Veziriazam Rüstem Paşa’ya (1500-1561) devretmişti. Rüstem Paşa, Konya’ya vardığı zaman Sultan Süleyman’a askerler arasında padişahın yaşlı olduğu için sefere gelemediği ve yerine oğlu Mustafa’yı çıkartacağı konusunda ortaya çıkan söylentilerden Sultan Süleyman’ı haberdar ediyordu.  
 
Rüstem Paşa, İran şahıyla şehzade Mustafa’nın yakınlık kurduğunu ve şehzade Mustafa’nın yeniçeri askerleriyle anlaşarak babasını yani Sultan Süleyman’ı tahttan indirebileceğini ve ayaklanma başlattığını mektuplar aracılığıyla belirtti. Bunun üzerine Sultan Süleyman, oğlunun bertaraf edilmesi konusunda ikna olarak ilerleyen yaşına rağmen sefere çıkma kararı aldı. Nahçıvan Seferine çıkan Sultan Süleyman, oğlunu onunla görüşmek üzere huzuruna davet etti. Sultan Süleyman’a ait kurulmuş koskoca bir otağ da babasıyla görüşeceğini öğrenen şehzade Mustafa, buraya geldiğinde otağ önünde duran nöbetçiler silahını bırakması gerektiği söylemişlerdir. Şehzade Mustafa, üzerindeki silahları bırakarak otağa girdiğinde içeride babası yerine çok sayıda sağır ve dilsiz cellatla karşılaşmıştır. Üzerine çullanan cellatlarla boğuşan ve babasına yardım çığlıkları atan şehzade Mustafa, kementle boğularak öldürülmüştür. Bazı tarihi kaynaklara göre otağın içinde yer alan bir perdenin ardında Sultan Süleyman, bu olayı izleyerek cellatlarına “On yıldan beri bir gece bana rahat uyku nasipetmeyen bu hainin hakkından gelemez misiniz!” dediği söylenmektedir. Sultan Süleyman’ın bu olayı izleyip izlemediği tam olarak bilinmemektedir. 

 

Şehzade Mustafa’nın babası Sultan Süleyman tarafından boğdurulması halkta ve yeniçerilerde büyük tepkilere sebep olan dramatik bir olaydır. Bu olayın üzerine Şehzade Mustafa’nın küçük oğlu yani Sultan Süleyman’ın küçük yaştaki torunu Mehmed ise 1554’te annesinin kucağından alınarak benzer şekilde kementle boğularak öldürülmüştür.

Şehzade Murad (?)


Sultan Süleyman’ın üçüncü hanımı olduğu rivayet edilen Gülfem Hatun (1497-1562), 1520-1522 yıllarına tekabül eden bir tarihte Sultan Süleyman’ın gözdelerinden olarak Murad isimli bir şehzade dünyaya getirdiği ifade edilmektedir. Gülfem Hatun Camisinde yazılı olan bir kitabe de “Sultan Süleyman’ın Harem-i Humayunları cariyelerindedir” ifadesine bakıldığında Gülfem Hatun’un kesin olarak Sultan Süleyman’ın eşlerinden biri olduğu söylenebilmektedir. Hakkında çok fazla bilgi olmayan şehzade Murad, bazı kaynaklar da 1511’de yani 14 yaşındayken Sultan Süleyman tarafından boğdurtulduğu yazmaktadır. Başka kaynaklarda ise şehzade Murad’ın hastalanarak küçük yaşta öldüğü ifade edilir. Şehzade Murad hakkında bilinenler net değildir.  

 

Şehzade Mehmed (1521-1543)

 

Ortodoks bir aileden devşirme olup gerçek adı Roxelana olan Hürrem Hatun (1506-1558), Sultan Süleyman’ın en gözde hatunlarından biri olmuş, kısa sürede Haseki Sultan unvanı alarak Osmanlı tarihinde bir padişaha nikah kıydıran ilk ve tek kadın olmuştur. Kısa sürede sarayda yükselen ve devlet yönetiminde etkili olan Hürrem Sultan, Sultan Süleyman’a 9 (?) şehzade ve 2 (?) sultan hanım doğurmuştur. İlk çocuğu şehzade Mehmed, 1521’de dünyaya gelmiştir. Topkapı Sarayında yaşamını sürdürmüş olan şehzade Mehmed, annesi ve babasının yakın ilgisiyle büyümüş, Mahidevranın oğlu ve kardeşi Şehzade Mustafa yerine Manisa sancakbeyliği görevine getirilmiştir. İleride tahtın veliahtlığına kuvvetli bir şekilde aday olduğu ifade edilen şehzade Mehmed, 22 yaşındayken neden olduğu belli olmayan bir sebeple hayatını kaybetmiş, tarihçilerin ortak kanaatine göre ölümcül bir hastalıktan dolayı genç yaşında ölmüştür. Tarihçilerin önemli bir kısmı bünyesi sağlam olmayan ve sıkça hastalanan şehzade Mehmed’in sağlığı yerine geldiği zamanlarda Sultan Süleyman’ın bu haberi kutlamak için şenlikler düzenlemiş olduğundan dolayı şehzade Mehmed’in hastalıktan öldüğü teorisine kesin gözle bakmaktadır.    

Şehzade Abdullah (1523-1526) (?) 


Hürrem Sultan’ın dünyaya getirdiği ikinci şehzade olan Abdullah, doğumundan üç sene sonra geçirdiği bir rahatsızlık sonucunda henüz bebek denilebilecek bir yaşta ölmüştür. Bazı kaynaklara göre 1522 ile 1524 yılları arasında yaşamıştır. Şehzade Abdullah hakkında bilgiler kesin değildir.  

 

Şehzade Selim “Sultan II. Selim” (1524-1574)

Annesi Hürrem Sultan’ın doğurduğu üçüncü şehzade olan Selim, 1524’te dünyaya gelmiş kardeşleri şehzade Mustafa ve şehzade Mehmed ile birlikte büyümüştür. Şehzade Mustafa gibi çok iyi bir eğitim görmüş ve tahtın iddialı varislerinden biri olarak göze çarpmıştır. Becerisi ve yeteneği sayesinde1558’de Konya sancakbeyliğine atanmıştır. Annesi Hürrem Sultan, kendi doğurduğu bir şehzadenin tahta geçmesini arzulamaktaydı. Böylece Valide Sultan mertebesine erişebilecek ve sözünü her yerde geçirebilecekti. Şehzade Selim, diğer kardeşleri içerisinde tahtın varisi olarak gözüken ve halkın desteğini yanına almış olan şehzade Mustafa ile taht mücadelesine girişmiştir. Şehzade Mustafa’nın babası tarafından boğulmasıyla birlikte karşısında Hürrem Sultan’dan doğma şehzade Bayezid kalmış, öz kardeşiyle şiddetli bir taht mücadelesine girişmiştir. İki şehzadenin de saflarında yer alan iki ayrı ordu oluşmuş ve birbirlerini bertaraf edebilmek için uzun süre çarpışmışlardır. Bu mücadele de babası Sultan Süleyman’ın desteğini alan Şehzade Selim, giriştiği savaşta kardeşi Bayezid’i ve ordusunu bertaraf ederek babasının ölümünün ardından Osmanlı Hanedanlığının 11. padişahı olarak tahta geçmiştir. 

 

Şehzade Bayezid (1525-1562)

Hürrem Sultan’ın doğurduğu dördüncü şehzade olan Bayezid, 1525’te dünyaya gelmiştir. Çocukluğundan beri akıllı ve bir o kadar da isyankar tavrıyla dikkat çekmiştir. Karaman sancak beyliği görevini yerine getiren Bayezid, kardeşi şehzade Mustafa’nın öldürülmesinin ardından onun destekçilerinin başlattığı ve tarihte Düzmece Mustafa Olayı olarak geçen ayaklanmalar meydana gelmiştir. İsyanı durdurmaya çalışırken ağır davrandığı hatta isyanı düzenlediği söylentileri yüzünden şüpheleri üzerine çekmiştir. Annesi Hürrem Sultan tarafından korunan ve Sultan Süleyman tarafından affedilmesini sağladığı oğlu şehzade Bayezid, annesinin ölümünün ardından yanlız ve korumasız kalmıştır. Bu esnada kardeşi şehzade Selim ile giriştiği taht kavgaları ve mücadeleleri sonucunda mağlup olmuş, babasından af dilemesine rağmen asi olduğu gerekçesiyle Sultan Süleyman yakalanması emrini vermiştir. İran’a sığınan Bayezid, babası Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle 23 Temmuz 1562’de boğdurularak öldürülmüştür. Bu olayın akabinde Orhan, Osman, Abdullah ve Mahmud isimli oğulları yani Sultan Süleyman’ın torunları da aynı gün boğulmak suretiyle öldürülmüşlerdir. Bayezid’in öldürülmesi İran halkında büyük tepkilere yol açmış, bölgede bulunan Osmanlı temsilcileri taşlanmıştır.  

Şehzade Mehmed (1526-1533)


Sultan Süleyman’ın yine küçük yaşlarda ölen şehzadelerinden biri olan Mehmed’in annesinin Hürrem Sultan olduğu tahmin edilmektedir.

Şehzade Cihangir (1531-1553)


Hürrem Sultan tarafından dünyaya getirilen son şehzade olan Cihangir, 1531’de dünyaya gelmiştir. Fiziksel görünüşü itibarıyla kambur ve sakat olduğu için diğer kardeşleri tarafından alay konusu olmuş, kendisini kollayan ve koruyan tek kardeşi şehzade Mustafa olmuştur. Şehzade Mustafa ile büyüyen Cihangir, sakat ve kambur olduğu için en baştan beri gözden düşmüş ve padişah olma umutları erken yaşlarda bitmiştir. Şehzade Mustafa’nın babası tarafından boğdurulmasını haber aldıktan kısa bir süre sonra hastalanarak ölmüştür. Rivayetlere göre Mustafa’nın ölümüne dayanamayarak hasta olmuş bazı kaynaklara göre ise intihar etmiştir. Hastalıktan öldüğü bilinen şehzade Cihangir, Sultan Süleyman’ın sevdiği çocuklardan biri olduğu için öldüğü zaman padişahı derinden yaralamıştır. Öyle ki Sultan Süleyman, onun adını Cihangir isminde kurduğu yeni semte vererek yaşatmayı düşünmüştür. Cihangir semti, şehzade Cihangir’den gelmektedir. 

 

Şehzade Orhan (1543-1562) (?)

Şehzade Osman (1545-1562) (?)
Şehzade Orhan (1554-1562) (?)

Yukarıda adı geçen 3 şehzadenin annesinin Hürrem Haseki Sultan olduğu rivayet edilmekle birlikte doğum ve ölüm kayıtlarına göre aynı yıllarda ölen kardeşler için tarihi bilgiler yok denebilecek kadar azdır. Bazı tarihçiler bu 3 şehzadenin aynı sene içinde ölmesini boğdurtuldukları iddiasına dayandırmaktadır. Ancak bu üç şehzadenin yaşadığı konusu bile belirsizdir ve birer rivayetten ibarettir. 

Kimi taht kavgalarına kurban giden kimi de hastalanarak eceliyle hayata veda eden şehzadelerin içinden şehzade Selim padişah olarak tahta geçmiştir. Hürrem Haseki Sultan, Sultan Süleyman’a iki sultanhanım doğurmuş, Sultan Süleyman tarafından bu çocuklara Mihrişah ve Raziye isimleri verilmiştir.


Kaynakça

AKMAN, Dr. Mehmet (1997). Osmanlı Devleti’nde Kardeş Katli. Eren Yayıncılık: İstanbul. s.84-98.
TEKTAŞ, Nazım (2010). Osmanlı’da Kardeş Katli Gün Görmeyen Şehzadeler. Çatı Yayıncılık: İstanbul. s.125-139, 181-183.

Yorum Gönder

yorumlar

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir