1992 1 Mayıs’ında Polis ve Medya

Yıl 1992. İzmir’de 1 Mayıs kutlamaları. 12 Eylül’den sonra İzmir’deki ikinci kitlesel 1 Mayıs kutlaması. Bir önceki sene, kutlama eskiden Balıkhali olan mekanda yapılmış. Bu sene sokakta kutlanıyor, ama ne kutlama

Haberin başlığı, “Bölücüler Konak’ta meydan dayağı yedi

Meydan Dayağı’, Türkçedeki berbat kavramlardan biridir. Daha başından dayak yiyeni haksız, dayak atanı ise masum gösterir. Bir ölçüde linç kültürünün meşrulaştırılmasıdır. Meydanda dövmek, meydanda sallandırmak, milli sporlarımız arasında sayılır.

İşte Yeni Asır gazetesi de, bu ata sporuna gönderme yaparak, polisin “bölücülere” bir güzel meydan dayağı attığını müjdeliyor okurlarına. Ne mutluluk… Sabah gazetenizi alıyorsunuz, polisin göstericileri bir güzel ıslattığını okuyorsunuz..

Haberin alt başlığında, göstericilerin, polisin bütün “iyi niyetli” uyarılarına rağmen dağılmamakta inat ettiğini söylüyor. Yani? Yani öyleyse hak etmişler… Hatta polis bu meydan dayağını biraz gevşek tutsaydı, muhtemelen Yeni Asır, “Nerede bu devlet !” diye hesap soracaktı…

Bu haberin başlığı da “Defalarca uyardıldılar, ama laftan anlamadılar”

Yerde yatan birkaç kişi ve onları acımasızca döven onlarca polis. Hadi öyle değil ya, yine de diyelim ki onlar laftan anlamadı, ama yere düşmüş insanlara bu şiddet neyin nesi?

Yeni Asır yine ilk haberdeki genel inanış üzerinden gidiyor : “tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir

 

Hatırlayanlar olacaktır; 1992 1 Mayıs’ı polisin korkunç bir şiddet gösterisi ile son bulmuştu ve bazı göstericiler, gerçekten de fiziksel olarak denize atılmıştı.

Aslında bu haberi yazanların sonraki performanslarını düşündüğünde, insanın gözleri “Bölücüleri İzmir’den denize döktük !” gibi bir başlık da arıyor. Bu arada göstericilerin 9 Eylül’de denize dökülen Rumlar kadar şanslı olmadığını da belirtelim. Çünkü onları en azından İngiliz Kruvazörleri bekliyordu, ama göstericileri bir polis teknesi….

Anlaşılan o ki, Yeni Asır’ın o zaman başında bulunan ekip 1992’lerde  meslek hayatlarının daha çıraklık dönemindelermiş. Ustalık dönemlerindeki yaratıcı kıvrak başlıkları henüz yaratamıyorlarmış.

Birkaç yıl sonra, İzmir’de Yeni Asır’dan yetişmiş bu mümtaz gazeteci ekibe Tanrı “yürüyün ya kullarım” dedi ve birçoğu ülkenin önemli birer kanaat önderi haline geldi….

Bilin bakalım o yıllarda kim vardı bu ekibin başında ? Kim… Kim ?

Bingo ! Bildiniz ! Ünlü türk düşünürü, Yılmaz Özdil !…

Yorum Gönder

yorumlar

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir