Filistin’de Türk solu

filistin68

Filistin bir sevdaydı onlar için, bir idealdi. Türkiye solundan binlerce genç 1970’lerde ve 80’lerde Filistin için savaştı; onlarcası, belki de “yüzlercesi” bu dava uğruna can verdi.

Sıra dışı şeyler yaşadılar, derin acılar çektiler. Ortalarda dolaşıp böbürlenmediler, kahramanlık payesi istemediler. Tersine yok sayıldılar. Ölenler unutuldu; ne cenazeleri istendi, ne mezarları arandı. Atlas Tarih, Filistin gerillası solcularla bir araya geldi, onların bilinmeyen hikâyelerini dinledi.

On bir kişiydiler. Bir buçuk aylık gerilla eğitimini yeni tamamlamış, Trablusşam sahilinde Nahr el Bared kampına yerleştirilmişlerdi. Çok şey öğrenmişlerdi, her şeye hazırlıklı olduklarını düşünüyorlardı. Ama o gece yaşanacakları tahayyül etmeleri mümkün değildi.

Gecenin en sessiz, en karanlık anıydı. İki kişi gece nöbetindeydi, diğerleri bir barakada uyuyorlardı.

Saat 01:00; nöbet değişim zamanıydı. Kamp girişinde nöbet tutan, aynı zamanda kamp komutanı Bora Gözen, barakaya girdi ve sahil nöbeti için sırası gelen Faik Bulut’u uyandırıp yeniden nöbet noktasına gitti. Faik Bulut çabucak hazırlandı ve nöbeti devralmak üzere sahile doğru yürüdü. Silahsızdı. Sahilde elinde silahıyla bekleyen arkadaşı Ali Kiraz’ı gördü. Nöbetle birlikte silahı da devralacaktı. Eğitim günlerinde alıştığı bir ses duydu önce. Gökyüzünde süzülen top mermilerinin ıslığıydı bu. Ardından kulakları sağır eden patlamalar geldi. Kamp, deniz tarafından top ve roket yağmuruna tutulmuş, bir ateş yumağına dönüşmüştü.

Faik Bulut, kendini denize uzanan bir pis su hendeğinin içinde buldu. Sürünerek, sahile indi ve dalgakıranı kendine siper etti. Buradan olan biteni görüyordu. Yer sarsılıyordu ve her taraf alevler içindeydi. Sadece kamp değil, hemen yanındaki çoğu çocuk ve kadınların barındığı bir mülteci kampı da hedef alınmıştı. Saldırı, İsrail gemilerinden yapılıyordu. Yarım saat kadar süren bombalama kesildi ve bu kez makineli tüfek sesleri gelmeye başladı. Belli ki İsrailli komandolar kampa girmişti. Faik Bulut sürünerek kampa dönmeyi başardı. Barakaların arasında dolaştı, canlı kimseyi göremedi ama dolu bir silah buldu. Arkadaşlarına yardım edebileceğini düşünüyordu. Yolda ansızın İsrail askerleriyle karşı karşıya geldi. Silahını doğrultup tetiğe asıldı. Kaç kişiyi vurdu? Bunu bilmiyordu ama bedenine iki kurşun orada saplandı. Yaralı halde kaçtı, arkadaşlarının uyuduğu barakaya ulaştığında onların parçalanmış bedenleriyle karşılaştı. Bu sırada üç kurşun daha yedi, yıkılmadı ancak çembere alınıp yakalandı. Artık İsraillilerin elindeydi. Bir hastanede göz bağlarını açtılar. Yaraları tam iyileşmeden işkenceye alındı, yargılandı ve İsrail zindanlarında 7 yıl 2 ay hapis yattıktan sonra Türkiye’ye iade edildi. Yaşadıklarını Filistin Rüyası adlı kitabında anlattı.

Ya diğerleri… Saldırı başladığında nöbet tutan Bora Gözen ve Ali Kiraz, ilk ölenlerdi. Barakada uyuyan sekiz kişi bir süre direnmeye çalışmış ama İsrailli komandoların yaylım ateşi altında bir bir düşmüşlerdi. İsrailliler hepsinin öldüğünden emin olmalılar ki, sadece Faik Bulut’u alıp gitmişlerdi. Oysa o sekiz kişiden ikisi yaralı olarak kurtuldu. Yücel Özbek, Cafer Topçu, Gürol İlban, Kerim Öztürk, Şükrü Öktü ve Ahmet Özdemir 21 Şubat 1973 günü orada can vermişlerdi.

Yazı: KEMAL TAYFUR

Yorum Gönder

yorumlar

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir