İlerici Kadınlar Derneği

İlerici Kadınlar Derneği, 1980’leri yaşamış, o dönemde siyasetle ilgilenmiş herkesin ismini bildiği bir örgüt. Ama artık onun hakkında isminden ve tanık olduğumuz faaliyetlerden daha fazlasını biliyoruz artık. Çünkü İKD’li kadınlar, geçtiğimiz yıllarda Ve Hep Birlikte Koştuk isimli bir kitap yayımlayarak, İKD’nin nasıl kurulduğunu, neler yaptığını, neler yapamadığını tartıştılar.

Bu kitapta derneği, TKP’nin Türkiye’de bir kadın örgütünün kurulmasını teşvik etmesiyle kurduklarını söylüyorlar: “Bu durum, TKP’nin, ‘kadın sorunu’na gereken önemi vermeye başlamasından çok, içine girdiği yeniden örgütlenme “atılım”ının bir parçası olarak, 1975 yılına diğer komünist partileri gibi “yandaş” bir kadın örgütüyle girme çabasını yansıtıyordu.”

Partiye bağımlı

Parti önerisiyle, dahası parti kararıyla kurulan İKD, süreç içinde kısmi bir özerklik kazanmış. Elbette partiyle çelişmemiş, onun programı dışına çıkmamış, üstelik parti İKD’yi sendikal alan, gençlik alanı kadar önemsememiş ve dolasıyla İKD’de çalışan kadınların önüne koskoca bir inisiyatif alanı çıkmış.

Bildiriler kadınların kaleminden çıkmış, mitingler kadınlar tarafından örgütlenmiş, gazeteler kadınlar tarafından yayınlanmış ve önemlisi kadınlar birbirini örgütlemiş, ele ele verip çoğalmış.

Özel alan yok

Kamuoyuna seslenirken, hep devleti, iktidarı, burjuvaziyi eleştirmişler. Kendi kocalarından, babalarından hiç söz etmemişler. Dahası, Analığa Saygı mitingi düzenlemişler, grevci eşlerinin grevlerde yemek pişirmesini önermişler. Ama kendi aralarında kocalarından, ev işlerinden, kadın olarak yaşadıkları sıkıntılardan söz etmişler.

Hiyerarşik

Bir yandan müthiş bir merkeziyetçilikle örgütlenmişler: En tepede genel yönetim kurulu, ona bağlı bölge sekreterlikleri, bölge sekreterliğine bağlı şubeler, şubelere bağlı temsilcilikler yer almış.

Ama bir yandan da, o gün üye olan bir kadını, bir etkinlikte konuşturmaktan kaçınmamışlar. Müthiş bir hiyerarşi, ama hemen her üyeye de müthiş bir inisiyatif…

Kadın talepleri ve ev işleri

Kadınların çalışması gerektiğinden söz etmişler, erkeğin eline bakmamanın önemine değinmişler, işe girmede ve terfide kolaylık istemişler, doğum izinlerinin arttırılması, her iş yerine bir kreş, sendikalarda kadınların yönetimlere girmesi gibi talepleri dile getirmişler ama bir yandan da evdeki işleri yapmaya devam etmişler:

İKD’de yöneticilik yapmış bir kadın şunları anlatıyor: “Ben parti üyesiyim, evin erkeği sempatizan. Kadın bizim derneğin üyesi, onunla iki saat sohbet edebilmek için, gece yemeği hazırlıyorduk, adamın çayını veriyorduk, çocuğu uyutuyorduk, gece on birden sonra kadınla iki çift laf edebiliyorduk.”

Kadınlar yönetimlere!

Sendikalarda kadınların yönetimlerde yer almasını önerirken, kendi partilerindeki durumu sorgulamamışlar: “O zaman kimin nerede görev yaptığını bilmiyorduk doğal olarak. Ama 12 Eylül’den sonra dava dosyalarına bakınca durumu öğrendik. Benden daha az çalışan, benden daha az yetenekli biri meğer benim üst organımda yer alıyormuş.”

Ve kazandırdıkları

Bütün bunlara rağmen, İKD’li kadınlar kadın kadına çalışmanın, kadın dayanışmasının nimetlerinden yararlanmış. Bugün çoğu feminist hareketin içinde bulunan İKD yöneticisi kadın, eleştirilecek bütün yanlarına rağmen İKD’nin kendilerine çok şey kazandırdığını söylüyor. Bir İKD’li kadın şunları söylüyor: “Belki topluma bir etkisi olmadı ama İKD üyesi bütün kadınların hayatında şöyle ya da böyle değişiklik olduğu kesin. Örneğin ben kocamdan boşanma cesaretini İKD’li arkadaşlarımdan aldım. Toplantılarda böyle şeyler konuşmazdık, ama evlerde küçük gruplar halinde buluştuğumuzda özel hayatımızdan söz ederdik. Beni arkadaşlarım cesaretlendirdiler.”

 

Bir başka İKD’li Emel Aslan Akal, “Ben bugün siyaset bilimi doktoruysam, bunda İKD’li olmamın payı var. Çok zor gibi gözüken şeyleri başardık. Kişisel becerilerimizi, özelliklerimizi test etme fırsatı bulduk, kendimize güvendik,” diyor.

İKD’nin bütün eksiğiklerine hatta hatalarına rağmen, o dönemin benzer kadın örgütlerinden en önemli farkı, örgütlülüğü, gündelik, somut işleri daha fazla önemsemesi, kadınlarla ilgili talepler üretmeye çalışması ve partiye bağımlılığına rağmen kendi başına iş örgütlemesiydi. Bugünden bakarak İKD’yi daha yakından tanımak gerekiyor.

40 yıl önce gündem yaratan “Kırmızı Çatkılı Kadınlar”a merhaba demek için bir araya geliyoruz…

1975-1980 tarihleri arasında faaliyet gösteren ve Türkiye kadın hareketi tarihindeki ikinci büyük örgüt olan İlerici Kadınlar Derneği’nin günümüze zor koşullarda ulaştırılan belgelerin büyük bir bölümü Tarih Vakfı tarafından kitaplaştırıldı.

Kitabın tanıtımı dolayısıyla düzenlenen basın toplantısında konuşan Muazzez Pervan, kitapta aynı zamanda TKP’nin ve Türk solunun da tarihine dair izler olduğunu belirtti. 1980 darbesiyle faaliyetlerine son verilen pek çok dernekten biri olan İlerici Kadınlar Derneği’nin (İKD) Tarih Vakfı arşivinde bulunan tüm belgeleri, Muazzez Pervan’ın hazırladığı İlerici Kadınlar Derneği (1975-80) “Kırmızı Çatkılı Kadınlar”ın Tarihi adıyla bir kitap olarak Tarih Vakfı Yurt Yayınları tarafından yayınlandı.

Türkiye kadın hareketinde Türk Kadınlar Birliği’nden sonra ikinci büyük örgüt olarak tarihe geçen İlerici Kadınlar Derneği’nin en önemli kampanyaları olan kreş, süt ve doğum izinleri uzatılması, vb. sorunlar bugün bile gündemdeki yerini koruyor. Otuz yılı aşkın bir süre öncesinden günümüze ulaşan bu belgeler, sorunun kökenini anlamak için paha biçilmez bir kaynak olma özelliği taşıyor.

1980 darbesinden sonra büyük çabalar sonucu günümüze ulaşabilen bu belgeleri derleyen Muazzez Pervan, yaptığı konuşmada şunları belirtti: “Kitap üzerinde çalışmaya başlayınca, yemeden içmeden gece gündüz çalışan, hiçbir görevden kaçmayan kadınlar olduğunu gördüm. Bu kadınlardan daha çok İKD çıkar. 20 yıldır arşivle ilgiliyim ve 20 yılda sadece 1 kişi İKD’yle ilgili bilgi almaya geldi. Emeğimizi kitaba dökerek daha fazla insana ulaşmak istedik”dedi.

Yorum Gönder

yorumlar

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir