Mahir Çayan – Kızıldere

Türkiye Halk Kurtuluş Partisi ve Cephesi’nin (THKP-C) kurucularından, Mahir Çayan, 14 Ağustos 1945’te Samsun’da doğdu. Babası devlet memuruydu. İlköğrenimine Üsküdar’da Halil Güçlü İlkokulu’nda başladı ve Paşakapısı İlkokulu’nda tamamladı.  İstanbul, Haydarpaşa Lisesi’nden sonra 1963’te yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine kaydoldu. Ertesi yıl Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne geçti. Bu dönemde TİP’in (Türkiye İşçi Partisi) doğrultusundaki FKF‘ye (Fikir Kulüpleri Federasyonu) bağlı SBF (Siyasal Bilimler Fakültesi) Fikir Kulübü’ne üye oldu. 1965 yılında bu kulübün başkanlığını üstlendi.

 

1967’de kısa süreliğine Fransa’ya gitti. Buradaki sosyalist hareketlerin genel seyri ve içinde bulundukları tartışmaları izledi. 1968’deki 6. filo eylemlerine İzmir’de katıldı ve göz altına alındı. Bu dönemde TİP içinde başlayan ve Mihri Belli’nin öncüsü olduğu MDD (Milli Demokratik Devrim) tartışmalarına katıldı. Bu tartışma sürecinde TİP adına Zonguldak Ereğli’sinde çalışmalar yürüttü. Bu gezide Sadun Aren ile TİP Senatörü Fatma İşmen’in tutumunu eleştirdi. Bu konudaki görüşlerini “Aren Oportünizminin Niteliği” adı altında Türk Solu dergisinde yayınladı. Bu arada savunmuş olduğu Milli Demokratik Devrim görüşü doğrultusunda ideolojik çalışmalarını yoğunlaştıran Mahir Çayan, Emek dergisinde Kenan Somer’in “Devlet Devrim ve Lenin” ve “Devrim Nasıl Tanımlanmalı” başlıklı yazılarına Türk Solu’nda “Revizyonizmin Keskin Kokusu” adlı iki yazıyla cevap verdi.

 

Bu geziden sonra ideolojik olarak MDD saflarında yer aldı. Fransa’da bulunduğu süreçte izlediği ve etkilendiği Latin Amerika’daki silahlı devrim mücadelesinin gerekliliğine illişkin yargıları pekişmişti. TİP’in siysi çizgisini “Yasalcılık” olarak eleştirerek Türkiye’deki devrim sürecinin kendi özgül koşullarından doğan bir silahlı mücadeleye gereksinimi olduğunu savundu. Bu görüşe daha yakın olan Türk Solu ve Aydınlık dergilerinde yazılar yazdı.

 

9-10 Ekim 1969’da Ankara’da yapılan ve Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu (Dev-Genç) adını alan FKF kurultayında yapmış olduğu uzun konuşmayla dikkati çekti. Bu dönemde Yusuf Küpeli ve Münir Aktolga ile birlikte davranan Mahir Çayan, 1970’te Gülten Savaşçı ile evlendi.  17-18 Ekim 1970’te divan başkanlığını Yusuf Küpeli’nin yaptığı son Dev-Genç genel kurulunda da önemli bir konuşma yaptı. Bu konuşmada Mihri Belli ile olan ayrılıkların üstüne giden Çayan, MDD stratejisinin bir savaş stratejisi olduğunu ve bunun bir savaş örgütü yani bir parti ile gerçekleşebileceğini savundu. Bundan sonra 29-30 Ekim 1971’de Ankara’da TİP Genel Kurulu toplandığı sırada, bu kongreye katılmayan MDD görüşünü benimsemiş delegelerle ve delege olmayan işçi ve öğrencilerle birlikte düzenlenen “Proleter Devrimcilerin Sohbet Toplantısından sonra Mihri Belli ve grubu ile olan anlaşmazlık kopma noktasına geldi.  Mahir Çayanı, Yusuf Küpeli, Ertuğrul Kürkçü ve Münir Ramazan Aktolga imzasıyla yayınlanan “Aydınlık Sosyalist Dergi’ye Açık Mektup” ise bu süreci noktaladı. Bu sırada birlikte hareket ettiği arkadaşlarıyla birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Partisi’nin (THKP) kuruluş çalışmalarını da yürüten Mahir Çayan, örgütün genel komitesi tarafından Yusuf Küpeli ve Münir Ramazan Aktolga ile birlikte merkez komitesine getirildi.  Komite içinde yapılan görev bölüşümü sonucunda, THKP’nin siyasal ve ideolojik görüşlerinin biçimlenmesinden sorumlu oldu. Bu konuda Kurtuluş dergisinde yazılar yazdı.

 

“Yayın Politikamız” ve “Devrimde Sınıfların Mevzilenmesi” başlıklı yazılarda partinin devrim anlayışını formüle etti. Daha sonra bu görüşlerini “Kesintisiz Devrim –III” adlı broşürlerinde daha açıklayıcı hale sokarak, kesinleştirdi.

 

Bu arada THKP’nin şehir gerillası eylemlerini de planlayan Çayan, 12 Şubat 1971 ‘de Ankara’da Ziraat Bankası Küçükesat Şubesi’nin soyulmasına katıldı.

 

Şubat 1971’de Hüseyin Cevahir, Ulaş Bardakçı, Ziya Yılmaz, Kamil Dede ve Oktay Etiman’la birlikte İstanbul’a geldi ve örgütün eylemlerine burada devam edilmesi için hazırlıklarda bulundu. 15 Mart 1971 ‘de Erenköy Türk Ticaret Bankası soygununa katıldı.

 

Bunun ardından 4 Nisan 1971’de işadamları Mete Has ile Talip Aksoy’un kaçırılıp, 400 bin liralık fidye alınması eylemini arkadaşlarıyla birlikte gerçekleştirdi. Bu arada Türkiye Halk Kurtuluş Partisi’nin tüzüğünü Münir Ramazan Aktolga ile birlikte hazırladı.  Aynı günlerde “İhtilalin Yolu” adlı parti bildirisini de kaleme alan Mahir Çayan, 17 Mayıs 1971 günü İsrail’in İstanbul Başkonsolosu Ephrahim Elrom’un kaçırılması eylemini Ulaş Bardakçı ve Hüseyin Cevahir’le birlikte gerçekleştirdi.  29 Mayıs 1971’de Hüseyin Cevahir ile birlikte kaldıkları evden kaçıp, sığındıkları bir başka evde Sibel Erkan’ı alıkoydular. Burada güvenlik kuvvetleri tarafından kuşatıldılar.  1 Haziran 1971’de polisin açtığı ateş sonunda Hüseyin Cevahir öldü. İntihara teşebbüs eden Çayan yaralı olarak ele geçti. Bir süre hastanede yatan Çayan, daha sonra tutuklanarak hakkında TCK’nın 146. maddesini ihlal etmekten dolayı dava açıldı.

 

Çayan, duruşmanın savunma aşamasında 29 Kasım 1971 günü Ziya Yılmaz, Cihan Alptekin, Ulaş Bardakçı ve Ömer Ayna ile birlikte Kartal-Maltepe Askeri Cezaevi’nden kaçtı. Bir süre İstanbul’da kalan Çayan, bu süre içinde örgüt içinde başgösteren anlaşmazlığı tartışmak üzere 12 Aralık 1971’de Yusuf Küpeli ve Münir Aktolga ile görüştü.

 

Ancak bu görüşmede bir sonuç sağlanamadı ve Çayan içerde oldukları süre içinde partinin çizilmiş olan stratejisini terkettikleri gerekçesiyle Merkez Komitesi’ndeki bu iki arkadaşını suçladı. Daha sonra genel komitedeki diğer üyelerin de onayı ile Yusuf Küpeli ile Münir Ramazan Aktolga’nın THKP’den ihraç edilmelerini sağladı.

 

Ocak 1972’de İstanbul’dan Ankara’ya gelen Çayan, burada Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu ile birlikte ortak bir eylemin yapılması konusunda Ertuğrul Kürkçü, Cihan Alptekin ve Ömer Ayna ile birlikte görüş birliğine vardı. Mart 1972’de Fatsa’ya gelen Mahir Çayan ve arkadaşları 26 Mart 1974 de Ünye’deki Radar Üssü’nde çalışan üç İngiliz teknisyeni kaçırdılar.

Bundan sonra İngilizlerle birlikte Niksar’ın Kızıldere köyüne gelen Mahir Çayan ve arkadaşları burada güvenlik güçleri tarafından açılan ateş sonucunda 30 Mart 1972’de öldürüldüler.

Kaynak: Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi, İletişim Yayınları, İstanbul 1989

Yorum Gönder

yorumlar

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir